Ana içeriğe atla

Şemsiye Ne İşe Yarar?

 

Hepimiz kullandığı, zaman zaman rüzgara kaybettiğimiz, ters yüz edilen, kırılan, ama yine de temel tasarımı yüzyıllara dayanan şemsiye.

Dilimize Arapçadan geçmiş olan ‘şemsiye’, güneş anlamına gelen ‘şems’ kelimesinden türeme, dişi kalıpta bir kelimedir. Yani aslında temel amacı güneşten korumakmış gibi anlaşılıyor. Bunun şaşırtıcı olmaması gerek aslında, bugün yağmurdan korunmak için kullansak da, Arabistan’ın kızgın güneşi ve bulutsuz gökyüzünün altında, doğal olarak güneşten korunmak için şemsiye daha kullanışlıdır.

Peki, öbür dünya dillerinde aynı oluşum geçerli mi? Bunu araştırırken şemsiye kelimesinin farklı karşılıklarıyla tanışacak, ve günümüz Türkçe’sinde, farklı anlamda kullandığımız bir kelimeyle karşılaşacağız.

Latince’de ‘gölge’ anlamına gelen ‘umbra’ kelimesi, bugün birçok dildeki şemsiye kelimelerinin kökü olarak karşımıza çıkıyor. İtalyanca ‘ombrello’, Amerikan İspanyolca ‘sombrilla’, İngilizce ‘umbrella’, Romence ‘umbre’, Arnavutça ‘ombrellë’, Yunanca ‘omprela’ ve Afrikaans ‘sombreel’ gibi kelimeler hep bu Latin kökten gelmekte. İrlandaca’daki ‘scath’, hem şemsiye hem de gölge demektir. Aynı İrlandaca gibi, Gürcüce ‘kolga’ kelimesi bizzat Türkçe ‘gölge’den alınmışa benziyor!

Eski Germen dilinden gelen ‘güneş’ anlamındaki ‘sunne’ / ‘sunno’, şu dillerdeki şemsiye kelimelerine yol açmış: Boşnakça ‘suncobran’, İngilizce ve Belarusça ‘parasol’, Ukraynaca ‘parasolku’. Bu kelimelerle birleşen ‘para’ ve ‘bran’ öğeleri ise, korumak anlamındadır.

Rusça ‘zontik’ kelimesi bu kökten gelmekle beraber, ilginç bir yolculuk yapmıştır. Kelime aslında Felemenkçe ‘zonnetek’ kelimesinden Rusça’ya geçmiştir. Buradaki ‘sunne’ kökü daha açık bir şekilde görülmektedir. ‘zontik’ kelimesine aynı zamanda Özbekçe ve Ukraynaca da karşılaşılınır. İlginç bir şekilde, Felemenkçe’de bugün bu kelime kullanılmamaktadır. Yerine geçen kelimeyi ileride göreceğiz.

Ancak bütün dillerde bu durum geçerli değil. Henüz saymadığımız birçok dilde ‘yağmur’ kelimesinin etkisini görebiliriz. En temelde Fransızca ‘parapluie’, ‘yağmurdan korunma’ anlamına gelmekte olup, sayılı dilin kökenini oluşturmaktadır. İsveççe, Norveççe ve Danca ‘paraply’ ve günümüzde Felemenkçe ‘paraplu’, bu kelimenin birebir alınışıdır. Yakın bir şekilde Avrupa İspanyolca ‘paraguas’ kelimesi karşımıza çıkar.

Benzer oluşumlara göz atalım. Portekizde ‘guarda-chuva’, Almanca ve Lüksemburgca ‘regenschirm’, Boşnakça ve Sırp-Hırvatça ‘kišobran’, Çekçe ‘deštnik’ ve Ermenice ‘andzrevanots’ hep o dillerin ‘yağmur’ kelimesinden türemiştir. Bu kelimelerin ‘yağmur’u karşılayan kısımlarının altı çizilmiştir. Düzensiz türemeler Macarca’da ‘esö’ kelimesinden ‘esernyö’, Svahilice ‘mvua’dan ise ‘mwavuli’ oluşmuştur.

Uzakdoğu dillerinde Çince ‘ / yusan’ , Korece ‘우산 / usan’, Vietnamca ‘ô’ kelimeleri, Çince ‘yağmur’ anlamına gelen ‘/yu’dan türemişe benziyor. Japonca ‘/ kasa’ kelimesinin benzerliğinin altı çizilmesi gerekir, ancak aynı kökten olup olmadığı daha detaylı bir inceleme gerektiriyor.

Malay ve Endonezyaca ‘payung’ ve Filipince’de ‘payong’, aynı Proto-Malay-Polinezyaca ‘payun’ kökünden gelmekte. Bu kökün Endonezyaca ‘gölge’ anlamına gelen ‘bayanga’ kelimesiyle ilişikili olup olmadığı veya Mandarin Çince yağmur anlamına gelen ‘yu’ karakteriyle ilişkili olup olmadığı tam kesin değildir.

İlginç bir şekilde Fince ‘sateenvarjo’ kelimesi ‘yağmur’ anlamına gelen ‘sade’ ve ‘gölge’ anlamına gelen ‘varjo’ kelimelerinin bileşimidir, benzer bir şekilde Eesti ‘vihmavari’ kelimesi de 'vihma' ve 'vari', sırasıyla 'yağmur' ve 'gölge' kelimelerini birleşimidir.

Peki öbür Türk dillerinde nasıl kelime ile karşı karşıyayız? Kırgızca, Tacikçe ve Tatar ‘çatır’, Bulgarca ‘çadır’, Azerbaycanca ‘çətir’ ve Kazakça ‘kolşatır’ kelimelerinin hepsi, Türkçe şemsiye anlamına gelmeyen ‘çadır’ kelimesiyle ilişkilidir. Bu dillerde Türkçe anlamıyla ‘çadır’ (Bulgarca dışında) aynı kelime olarak varlığını sürdürmektedir.

Aşağıda bütün bu bilgilerin bir özeti olarak, renklendirilmiş bir dünya haritası bulabilirsiniz.





Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Şeker Kelimelerinin Tatlı Yolculuğu

Şeker , tarihi boyunca çok sevilen, dünyanın her yerinde tüketilen ama üretildiği bazı yerlerde beraberinde zorluklar, acılar getirmiş; kendisi tatlı, tarihi acı, ‘acı-tatlı’ bir bitkidir. Ortaçağlarda Hindistan’dan Avrupa’ya getirilen, ardından Atlantik’te, ve Avrupalıların yeni dünyayı keşfiyle Karayipler’de ve Amerika’da yetiştirilmiştir. Tarihinden de görüldüğü gibi, şeker antik çağlardan itibaren bereketli Hindistan’da üretilmektedir. Doğal olarak bitkiye verilen adın, Hint dillerinden birinden bütün dünyaya yayılmış olmasına şaşırmamak gerek. Evet doğru, gerçekten de neredeyse bütün dünya dillerine bir dilden geçmiştir şeker kelimesi. Aradığımız dil, zengin olduğu kadar köklü bir dil olan Sanskritçe’dir. Bu sefer önce kök dildeki şekline bakalım, ve ardından yayılışını takip edelim. Sanskritçe’de kök kelime शर्कर   śarkara  olarak karşımıza çıkıyor. śarkara  kelimesi, “çakıl, küçük taş” demek. Bu kelimeden türetilen śarkarala kelimesi ise “çakıllı kum, ka...

Suyun Tahammül Kuvveti

  Tahammül kelimesi Türk Dil Kurumu’ nun 2019 basım Türkçe Sözlük’üne göre şu anlamı içermektedir:                 ‘İnsanın kötü, güç durumlara karşı koyabilme gücü, kaldırma, katlanma’ (TDK Yayınları, Ankara, 2019) Bu kelimenin kökü, Arapça hml olup, bu kök ‘taşıma, dayanma, kaldırma’ anlamlarını içerir. Mastar vezninde başına –ta ekini alan bu kök, mecazi, ruhani bir ‘kaldırma’ anlamında Türkçe’de varlığı sürdürmekte.                 Aynı ‘kaldırma’ anlamı, kök isimleştiğinde başka bir kelime olarak karşımıza çıkıyor, hamal. ‘Kaldıran/taşıyan kişi’ anlamında, bu sefer anlamı pek de mecazi veya ruhani değil, somut bir kaldırmaktan sözedilmekte.                 Eğer bu isim dişi haline çevirilirse, ‘kaldıran/taşıyan kadın’ anlamı, dilimizdeki hamile...