Ana içeriğe atla

Düştopya – Hayallerdeki Kötü Yer

Distopya kelimesi Türkçemiz’e yine yakın zamanlarda İngilizce’den geçmiştir. Bizlere farklı farklı distopyaları anlatan filmlerle – Mad Max, Gerçeğe Çağrı/Total Recall, Bıçak Sırtı/Blade Runner – ve kitaplarla – 1984, Cesur Yeni Dünya – toplumumuz sadece distopyalarla tanışmakla kalmadı, aynı zamanda distopya kelimesini öğrenmiş oldu (ve onun sıfat hali distopik).

                Peki ‘distopya’ kelimesi tam olarak ne anlama geliyor? Bu tür edebiyata veya bu tür kelimelere aşina olan okuyucular ütopya kelimesi ile ilişikisi biliyor olabilirler. Ütopya kelimesi Yunanca ‘olmayan yer’ anlamındadır. ‘Olmamak’ anlamındaki ou + ‘yer, mekan’ anlamındaki topos kelimlerinin birleşmesiyle oluşuyor.

                Burada not etmemiz gerekir ki, sıkça yapılan bir yanlış, bu kelimenin ‘iyi’ anlamına gelen eu + topos birleşmesiyle oluştuğunu sanmaktır. Ancak İngilizce’de, Yunanca eu kelimesinin oluşturduğu kelimeler başındaki e’yi düşürmezler (bakınız eulogy, eugenics, euphoria). Ütopya kelimesinin ‘iyi yer’ anlamı kelimenin muciti Thomas More tarafından kullanılışı sebebiyle ilişmiştir, aslında Thomas More’un aynı adı taşıyan kitabının ‘gerçekte var olamayacak kadar iyi, hayali ada’ anlamı, Yunanca yapısına daha yakındır.

                Belki de Yunanca ou kelimesini Farsça nahoş kelimesinin ‘olmayan’ anlamındaki na- edatıyla karşılaştırabiliriz.  

                İlginç bir şekilde Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlük’e göre ütopya kelimesi dilimizde var iken, distopya kelimesi için henüz bir girdi bulunmamakta. Büyük ihtimalle bunun sebebi ütopya kelimesinin More tarafından 1516’da icat edilip, distopya kelimesinin günümüzdeki anlamının 1868’de, 350 yıl aradan sonra kullanılmasıdır.

               Distopya kelimesi ise Yunanca ‘kötü, zor’ anlamlarını taşıyan dys + topos ile meydana gelmektedir. Kelimenin bu hali, bizzat ütopya kelimesinin ‘iyi/mükemmel yer’ olarak anlaşılmasından kaynaklanmakta, John Stuart Mill tarafından bu şekilde ilk kullanılmaktadır.

                Henüz TDK lugatında olmamasına rağmen, biz Yunanca dys kelimesine hiç de yabancı değiliz. Ortak Hint-Avrupa *dus- kökünden gelmekte olan bu kelime, bir Hint-Avrupa dili olan Farsça’da da bulunmakta. Kullanılışının bizde bir örneği de dilimizdeki düşman kelimesinde gözüküyor. Sevan Nişanyan’a göre Avesta dilinden ‘kötü’ anlamına gelen duş + Avesta dilinden manah ‘düşünce, akıl’ kelimelerinin birleşmesiyle ortaya çıkıyor. Ancak günümüz Türkçesi’nde yer yer kullanarak isim yarattığımız –men/-man yapım ekinin (çevirmen, öğretmen gibi) bu manah kelimesiyle olası bir ilişkiyi kendisi açıklamamıştır.

                Bütün bunları öğrendikten sonra, işin eğlenceli, kelime türetme konusuna varabiliriz. Eğer ütopya kelimesinin özgün ‘olmayan yer’ anlamını korumak istersek belki tamamıyla Arapça olan ama belki bize çok yabancı duyulmayacak namekan gibi bir kelime uydurabiliriz.

Distopya kelimesi için elimizdeki bu imkanlarla Farsça ‘kötü’ kelimeciğinin bizdeki hali ile Yunanca topos’un birleşimi olarak elimize düştopos/düştopya gibi kelime çıkabilir! İşin komik tarafı tabi ki kelimenin bu halinin Türkçe’de ‘düşler/hayaller yeri’ olarak anlaşılabilmesidir! Belki de herhangi birimizin Thomas More'un yaptığı gibi bir yanılsamaya düşme ihtimali var...


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Şeker Kelimelerinin Tatlı Yolculuğu

Şeker , tarihi boyunca çok sevilen, dünyanın her yerinde tüketilen ama üretildiği bazı yerlerde beraberinde zorluklar, acılar getirmiş; kendisi tatlı, tarihi acı, ‘acı-tatlı’ bir bitkidir. Ortaçağlarda Hindistan’dan Avrupa’ya getirilen, ardından Atlantik’te, ve Avrupalıların yeni dünyayı keşfiyle Karayipler’de ve Amerika’da yetiştirilmiştir. Tarihinden de görüldüğü gibi, şeker antik çağlardan itibaren bereketli Hindistan’da üretilmektedir. Doğal olarak bitkiye verilen adın, Hint dillerinden birinden bütün dünyaya yayılmış olmasına şaşırmamak gerek. Evet doğru, gerçekten de neredeyse bütün dünya dillerine bir dilden geçmiştir şeker kelimesi. Aradığımız dil, zengin olduğu kadar köklü bir dil olan Sanskritçe’dir. Bu sefer önce kök dildeki şekline bakalım, ve ardından yayılışını takip edelim. Sanskritçe’de kök kelime शर्कर   śarkara  olarak karşımıza çıkıyor. śarkara  kelimesi, “çakıl, küçük taş” demek. Bu kelimeden türetilen śarkarala kelimesi ise “çakıllı kum, ka...

Suyun Tahammül Kuvveti

  Tahammül kelimesi Türk Dil Kurumu’ nun 2019 basım Türkçe Sözlük’üne göre şu anlamı içermektedir:                 ‘İnsanın kötü, güç durumlara karşı koyabilme gücü, kaldırma, katlanma’ (TDK Yayınları, Ankara, 2019) Bu kelimenin kökü, Arapça hml olup, bu kök ‘taşıma, dayanma, kaldırma’ anlamlarını içerir. Mastar vezninde başına –ta ekini alan bu kök, mecazi, ruhani bir ‘kaldırma’ anlamında Türkçe’de varlığı sürdürmekte.                 Aynı ‘kaldırma’ anlamı, kök isimleştiğinde başka bir kelime olarak karşımıza çıkıyor, hamal. ‘Kaldıran/taşıyan kişi’ anlamında, bu sefer anlamı pek de mecazi veya ruhani değil, somut bir kaldırmaktan sözedilmekte.                 Eğer bu isim dişi haline çevirilirse, ‘kaldıran/taşıyan kadın’ anlamı, dilimizdeki hamile...

Şemsiye Ne İşe Yarar?

  Hepimiz kullandığı, zaman zaman rüzgara kaybettiğimiz, ters yüz edilen, kırılan, ama yine de temel tasarımı yüzyıllara dayanan şemsiye. Dilimize Arapçadan geçmiş olan ‘şemsiye’, güneş anlamına gelen ‘şems’ kelimesinden türeme, dişi kalıpta bir kelimedir. Yani aslında temel amacı güneşten korumakmış gibi anlaşılıyor. Bunun şaşırtıcı olmaması gerek aslında, bugün yağmurdan korunmak için kullansak da, Arabistan’ın kızgın güneşi ve bulutsuz gökyüzünün altında, doğal olarak güneşten korunmak için şemsiye daha kullanışlıdır. Peki, öbür dünya dillerinde aynı oluşum geçerli mi? Bunu araştırırken şemsiye kelimesinin farklı karşılıklarıyla tanışacak, ve günümüz Türkçe’sinde, farklı anlamda kullandığımız bir kelimeyle karşılaşacağız. Latince’de ‘gölge’ anlamına gelen ‘umbra’ kelimesi, bugün birçok dildeki şemsiye kelimelerinin kökü olarak karşımıza çıkıyor. İtalyanca ‘ ombre llo ’, Amerikan İspanyolca ‘ s ombr illa ’, İngilizce ‘ umbre lla ’, Romence ‘ umbre lă ’, Arnavutça ‘ ombre l...