Ana içeriğe atla

Kahverengi Kısım 1: Bronz’un Kaynağı

 

Kahverengi kelimesi üzerine iki kısımlık bu yazımıza hoşgeldiniz. İlk kısımda bronz kelimesi ve kökenlerini inceleyeceğiz, kahverengi ile ilişkileri varsa bulmaya çalışacağız. Kahverenginin neden birçok dilde geç isimlendirildiği üzerine araştırmalar yapacağız. İkinci kısımda ise kahverengi kelimesinin dünyadaki farklı biçimlerine göz atacağız. Hadi başlayalım!



Bronz Kase, kaynak vikipedi
Douglas Harper, İngilizce bronze kelimesinin kökenini önce Fransızca bronze kelimesine bağlar, şüphesiz ki Türkçe’ye bu Fransızca kelimeden geçmiştir. İlgiçtir ki, oradan Ortaçağ Latincesi bronzium’a kadar takip edip, kalanını açıklamamaktadır. “Kökeni belirsiz” olarak
verilmiş bronzium (Harper 2020).

Benzer bir şekilde Sevan Nişanyan, Fransızca’dan önce İtalyanca bronzo ile ilişki kurup, gerisini Latince’ye değil Farsça birinc kelimesine atfetmiştir (Nişanyan 2020). Girdisinde ise şöyle bir açıklamaya yer vermiştir:

                Ek açıklama

13. yy'da beliren İtalyanca sözcüğün kaynağı akademik literatürde belirsiz kabul edilir. Ancak Farsça/Türkçe pirinç bağlantısı bizce aşikardır. (Nişanyan 2020)

 

                Her ne kadar Nişanyan ve Harper aynı fikirde olsa da, bizim yazımızın burada bitmemesinin sebebi, hikayenin bizce devam ediyor olması.

                Bilindiği üzere, Latince ve Farsça’nın ortak noktaları, Hint-Avrupa dilleri olmalarıdır. Acaba ortak bir Hint-Avrupa köken bulunabilir mi? Kahverengi ile ilgili yazımızda neden bronzdan bahsediyoruz?

                Odağımızı o zaman kısa süreliğine kahverengine çevirelim. İngilizce’deki biçimi brown, Eski İngilizce halinin zaman içinde değişmiş halidir, eski hali brun. İngilizce, esasında bir Germen dili olduğu için Almanca ile sıklıkla temel kelimelerde benzerliklere rastlanır. Almanca braun, aynı köktendir. Encyclopedia Brittanica, Eski Yüksek Almanca’daki brun kelimesinin bu iki kelimenin de kökeni olduğunu belirtir (Kelley 2020).

                Aynı zamanda Encyclopedia Brittanica’dan Tanya Kelley’in yaptığı ilginç bir saptama, bir adım daha geriye gidip, brun kelimesinin Proto-Germen brunaz ile ilişkisi olduğunu belirtmektir (Kelley 2020). Guus Kroonen, brun kelimesinin kökenini  *bhruh1-n-os olarak verir, dönüşümünü ise Dybo'nun Yasası olarak adlandırılan Proto-Germen kısaltma işlevine bağlar (Kroonen 2020: 80).

                Yani Kroonen ve Kelley’in bulgularından yola çıkarak, İngilizce brown kelimesinin, Eski Yüksek Almanca brun, onun ise Proto-Germen brunaz/brunoz’dan geldiği söylenebilir. Bu noktada, Ortaçağ Latincesi bronzium’un ve takiben İtalyanca bronzo’nun Farsça birinc ile direkt bir ilişkisinden ziyade, Proto-Germen brunoz ile köklük ilişkisi olması daha olasıdır.

                Köklük ilişkisi dememizin sebebi, Ortaçağ Latincesi’nin Proto-Germen bir kelime almasının yerine ihtimaller dahilinde ortak bir Proto-Hint-Avrupa bir kelime olmasıdır. Bu Proto-Hint-Avrupa dilindeki *bʰerH- olabilir, bu ilişkiyi Simon Ager, İsveççe’deki ‘kahverengi’ anlamında brun kelimesinin kökeni olarak vermiştir. Bir not düşelim, Proto-Hint-Avrupa dilindeki *bʰerH-, tekrar Ager’e göre hem gri, hem kahverengi anlamındadır, ikinci kısımda göreceğimiz üzere Türkçe boz kelimesi ile çok uzaktan ilişkisi öne sürülebilir.

                Özetle bronz kelimesi aslında kahverengi kelimesi ile çok yakındır. İngilizce, Almanca, İsveççe, Norveççe ve benzeri Germen dillerindeki brun/braun/brown kelimeri ile kökdeştir. Bu kökdeşlik ise Proto-Hint-Avrupa diline kadar devam etmektedir. İkinci kısımda dünya dillerindeki kahverengi kelimelerini tanıyacağız, ilişkiler kuracağız!

 

Kaynaklar:

Ager, Simon. (2020). Colour words in Swedish. Omniglot.com. İnternet üzerinden, ilişik: https://www.omniglot.com/language/colours/swedish.htm

Harper, David. (2020) Bronze. Etymonline içinden. İnternet üzerinden, ilişik: https://www.etymonline.com/word/bronze#etymonline_v_17157

Kelley, Tanya. (tarih belirsiz, t.b.) Brown. Encyclopedia Brittanica içinde. İnternet üzerinden, ilişik: https://www.britannica.com/science/brown-color

Kroonen, Guus. (2013). Etymological Dictionary of Proto-Germanic, 1-80. Brill.

Nişanyan, Sevan. (2020) Bronz. Nişanyan Sözlük içinde. İnternet üzerinden, ilişik: https://nisanyansozluk.com/?k=bronz

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Şeker Kelimelerinin Tatlı Yolculuğu

Şeker , tarihi boyunca çok sevilen, dünyanın her yerinde tüketilen ama üretildiği bazı yerlerde beraberinde zorluklar, acılar getirmiş; kendisi tatlı, tarihi acı, ‘acı-tatlı’ bir bitkidir. Ortaçağlarda Hindistan’dan Avrupa’ya getirilen, ardından Atlantik’te, ve Avrupalıların yeni dünyayı keşfiyle Karayipler’de ve Amerika’da yetiştirilmiştir. Tarihinden de görüldüğü gibi, şeker antik çağlardan itibaren bereketli Hindistan’da üretilmektedir. Doğal olarak bitkiye verilen adın, Hint dillerinden birinden bütün dünyaya yayılmış olmasına şaşırmamak gerek. Evet doğru, gerçekten de neredeyse bütün dünya dillerine bir dilden geçmiştir şeker kelimesi. Aradığımız dil, zengin olduğu kadar köklü bir dil olan Sanskritçe’dir. Bu sefer önce kök dildeki şekline bakalım, ve ardından yayılışını takip edelim. Sanskritçe’de kök kelime शर्कर   śarkara  olarak karşımıza çıkıyor. śarkara  kelimesi, “çakıl, küçük taş” demek. Bu kelimeden türetilen śarkarala kelimesi ise “çakıllı kum, ka...

Suyun Tahammül Kuvveti

  Tahammül kelimesi Türk Dil Kurumu’ nun 2019 basım Türkçe Sözlük’üne göre şu anlamı içermektedir:                 ‘İnsanın kötü, güç durumlara karşı koyabilme gücü, kaldırma, katlanma’ (TDK Yayınları, Ankara, 2019) Bu kelimenin kökü, Arapça hml olup, bu kök ‘taşıma, dayanma, kaldırma’ anlamlarını içerir. Mastar vezninde başına –ta ekini alan bu kök, mecazi, ruhani bir ‘kaldırma’ anlamında Türkçe’de varlığı sürdürmekte.                 Aynı ‘kaldırma’ anlamı, kök isimleştiğinde başka bir kelime olarak karşımıza çıkıyor, hamal. ‘Kaldıran/taşıyan kişi’ anlamında, bu sefer anlamı pek de mecazi veya ruhani değil, somut bir kaldırmaktan sözedilmekte.                 Eğer bu isim dişi haline çevirilirse, ‘kaldıran/taşıyan kadın’ anlamı, dilimizdeki hamile...

Şemsiye Ne İşe Yarar?

  Hepimiz kullandığı, zaman zaman rüzgara kaybettiğimiz, ters yüz edilen, kırılan, ama yine de temel tasarımı yüzyıllara dayanan şemsiye. Dilimize Arapçadan geçmiş olan ‘şemsiye’, güneş anlamına gelen ‘şems’ kelimesinden türeme, dişi kalıpta bir kelimedir. Yani aslında temel amacı güneşten korumakmış gibi anlaşılıyor. Bunun şaşırtıcı olmaması gerek aslında, bugün yağmurdan korunmak için kullansak da, Arabistan’ın kızgın güneşi ve bulutsuz gökyüzünün altında, doğal olarak güneşten korunmak için şemsiye daha kullanışlıdır. Peki, öbür dünya dillerinde aynı oluşum geçerli mi? Bunu araştırırken şemsiye kelimesinin farklı karşılıklarıyla tanışacak, ve günümüz Türkçe’sinde, farklı anlamda kullandığımız bir kelimeyle karşılaşacağız. Latince’de ‘gölge’ anlamına gelen ‘umbra’ kelimesi, bugün birçok dildeki şemsiye kelimelerinin kökü olarak karşımıza çıkıyor. İtalyanca ‘ ombre llo ’, Amerikan İspanyolca ‘ s ombr illa ’, İngilizce ‘ umbre lla ’, Romence ‘ umbre lă ’, Arnavutça ‘ ombre l...