Ana içeriğe atla

Esmeralda’nın Zümrütü

 Bugünkü kelimemiz bir değerli taş, zümrüt. Kelimenin ilk anlamı, kimyasal formülü (Be3Al2(SiO3)6) olan bir taş, ve ikinci anlamı ise bu taştan ismini alan yeşil renk tonu.

 

Türk Dil Kurumu bize bu kelimenin kökü hakkında küçük bir pencere açıyor, Arapça zumurrud karşılığına işaret ediyor. Benzer bir şekilde Farsça karşılığı zumurrud, Rusça karşılığı ise izumrud.

Yalnız Nişanyan’ın da altını çizgiği gibi, bazı eski yazılı kaynaklarda Türkçe yazılışı sümürrüd veya smürüd olarak da geçermiş.

 

Burada bir ara verip, Batı Avrupa dillerinde bu kelimenin çevirilerine bakalım. İngilizce’de bu taşa emerald, Fransızca’da ise émeraude. İspanyolcası ise, belki de isim olarak daha aşina olduğumuz esmeralda kelimesi.

Bu kelimelerin kaynağı ise şöyle bir yol takip etmekte:

Ortaçağ Latincesi esmaraldus, Latince smaragdus, Yunanca smaragdos.

 




Smürüd, smaragdos.



Görebildiğimiz gibi bu iki kelime aslında kökdeş. Nihai kökün tam olarak ne olduğu ise sahiden belirsiz. Harper’a göre kaynakları Sami dilinde “parlamak” anlamındaki baraq kelimesi. Aynı şekilde Nişanyan da Akadça barāqu kelimesine işaret eder. Bibliotheca Polyglotta da Rolland’ı kaynak göstererek aynı şekilde Sami dilindeki *BRQ kökünü belirtir, Farsça “kristal, topaz” anlamında zabarǧad kelimesi ise aradaki geçiş adımı olabilir.

 

Tümüyle somut bir kaynağı olmamasına rağmen zümrüt ve esmeralda kelimeleri bırakın alakalı kelimeler olmayı, birebir aynı kelimeymiş!

 

 

Kaynaklar:

Akalın, Şükrü Haluk [ve başk.]. Zümrüt. Türkçe Sözlük -11. baskı. Ankara: Türk Dil Kurumu. Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Türk Dil Kurumu Yayınları: 2019.

Harper, David. (2021). Emerald. Etymonline. İnternet üzerinden. Alınış adresi: https://www.etymonline.com/word/emerald#etymonline_v_5794

Nişanyan, Sevan (2021). Zümrüt. Nişanyan Sözlük. İnternet üzerinden. Alınış adresi: https://nisanyansozluk.com/?k=z%C3%BCmr%C3%BCt

Bibliotheca Polyglotta. ZMRD. Etymological Dictionary of Arabic. Oslo: Oslo Üniversitesi.

 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Şeker Kelimelerinin Tatlı Yolculuğu

Şeker , tarihi boyunca çok sevilen, dünyanın her yerinde tüketilen ama üretildiği bazı yerlerde beraberinde zorluklar, acılar getirmiş; kendisi tatlı, tarihi acı, ‘acı-tatlı’ bir bitkidir. Ortaçağlarda Hindistan’dan Avrupa’ya getirilen, ardından Atlantik’te, ve Avrupalıların yeni dünyayı keşfiyle Karayipler’de ve Amerika’da yetiştirilmiştir. Tarihinden de görüldüğü gibi, şeker antik çağlardan itibaren bereketli Hindistan’da üretilmektedir. Doğal olarak bitkiye verilen adın, Hint dillerinden birinden bütün dünyaya yayılmış olmasına şaşırmamak gerek. Evet doğru, gerçekten de neredeyse bütün dünya dillerine bir dilden geçmiştir şeker kelimesi. Aradığımız dil, zengin olduğu kadar köklü bir dil olan Sanskritçe’dir. Bu sefer önce kök dildeki şekline bakalım, ve ardından yayılışını takip edelim. Sanskritçe’de kök kelime शर्कर   śarkara  olarak karşımıza çıkıyor. śarkara  kelimesi, “çakıl, küçük taş” demek. Bu kelimeden türetilen śarkarala kelimesi ise “çakıllı kum, ka...

Suyun Tahammül Kuvveti

  Tahammül kelimesi Türk Dil Kurumu’ nun 2019 basım Türkçe Sözlük’üne göre şu anlamı içermektedir:                 ‘İnsanın kötü, güç durumlara karşı koyabilme gücü, kaldırma, katlanma’ (TDK Yayınları, Ankara, 2019) Bu kelimenin kökü, Arapça hml olup, bu kök ‘taşıma, dayanma, kaldırma’ anlamlarını içerir. Mastar vezninde başına –ta ekini alan bu kök, mecazi, ruhani bir ‘kaldırma’ anlamında Türkçe’de varlığı sürdürmekte.                 Aynı ‘kaldırma’ anlamı, kök isimleştiğinde başka bir kelime olarak karşımıza çıkıyor, hamal. ‘Kaldıran/taşıyan kişi’ anlamında, bu sefer anlamı pek de mecazi veya ruhani değil, somut bir kaldırmaktan sözedilmekte.                 Eğer bu isim dişi haline çevirilirse, ‘kaldıran/taşıyan kadın’ anlamı, dilimizdeki hamile...

Şemsiye Ne İşe Yarar?

  Hepimiz kullandığı, zaman zaman rüzgara kaybettiğimiz, ters yüz edilen, kırılan, ama yine de temel tasarımı yüzyıllara dayanan şemsiye. Dilimize Arapçadan geçmiş olan ‘şemsiye’, güneş anlamına gelen ‘şems’ kelimesinden türeme, dişi kalıpta bir kelimedir. Yani aslında temel amacı güneşten korumakmış gibi anlaşılıyor. Bunun şaşırtıcı olmaması gerek aslında, bugün yağmurdan korunmak için kullansak da, Arabistan’ın kızgın güneşi ve bulutsuz gökyüzünün altında, doğal olarak güneşten korunmak için şemsiye daha kullanışlıdır. Peki, öbür dünya dillerinde aynı oluşum geçerli mi? Bunu araştırırken şemsiye kelimesinin farklı karşılıklarıyla tanışacak, ve günümüz Türkçe’sinde, farklı anlamda kullandığımız bir kelimeyle karşılaşacağız. Latince’de ‘gölge’ anlamına gelen ‘umbra’ kelimesi, bugün birçok dildeki şemsiye kelimelerinin kökü olarak karşımıza çıkıyor. İtalyanca ‘ ombre llo ’, Amerikan İspanyolca ‘ s ombr illa ’, İngilizce ‘ umbre lla ’, Romence ‘ umbre lă ’, Arnavutça ‘ ombre l...