Kahverengi kelimesiyle ilgili girdimizin ikinci kısmına hoşgeldiniz! Eğer kaçırdıysanız, ilk kısımda bronz kelimesi ve kökeninden bahsetmiştik, buradan tekrar okuyabilirsiniz.
Girdinin bu ikinci kısmında kahverengi
kelimesinin dünya dillerde farklı şekillerinden bahsedeceğiz.
Öncelikle öğrenmemiz gereken bilgi kahverengi
dediğimiz rengin, öbür renklere kıyasla sonradan isimlendirilmiş olmasıdır (Loreto
ve diğerleri 2012). Bunun sebebi ise, renk tayfının (spektrum) kahverengi diye
bir renk içermiyor olmasıdır. Bir renk tayfında görebileceğimiz üzere, kırmızı,
turuncu ve sarı geçişlerinde kahverengiye rastlanmamaktadır. Esasında
kahverengi, bu renklerin farklı karışımlarının tonlarına verilen isimdir. Vittorio
Loreto ve diğerlerinin makalesinde, benzer bir ‘renk hiyerarşisi’nin, farklı
biçimlerde de olsa, neredeyse bütün dünya dillerinde olduğu da yazmaktadır (Loreto
ve diğerleri 2012).
O yüzden şaşırmamak lazım, Türkçe’de
bariz olarak, kahverengi kelimesi
özgün bir isim almak yerine, ‘kahvenin rengi’ olarak oluşmaktadır.
Esasen Eski Türkçe kahverengi
anlamına gelen bir kelime var, konur.
Bugün bu kelime Kazakça qonır (қоңыр), Kırgızca kürön (күрөң), Tatarca kongırt (коңгырт) kelimelerinde hala yaşamakta. Kelimenin Moğolca khüren (хүрэн) ile ilişkisi muhtemeldir. İlginç bir şekilde Özbekçe’de kahverengiye ‘ciğer rengi’
denmektedir, jigerreng.
Bakın başka hangi ülkeler kahvenin renginden bu kelimeye isim koymuş: Azerbaycanca kelime qəhvəyi, Farsça kelime de aynı okunuşa sahip. Gürcüce ise q’avisperi
kelimesi kahve = q’avis, rengi = peri şeklinde oluşmuş.
Bazı dillerde direkt ‘kahve’
kelimesine eşdeğer kelime iliştirilmiş. Yunanca
kafe, Bulgarca kafyav, Arnavutça kafe, Makedonca kafeava, Svahilice kahawia gibi.
Arapça bunni kelimesi de, ‘kahve çekirdeği’ anlamına gelen bunn (بُنّ ) kelimesinden türetilmiş. Bazı Arapça konuşulan ülkelerde, Fas gibi, qahwi kelimesi ne kullanılır.
Ancak başka nesnelerden de bu kelimeye isimler yaratılmış. Kahve yerine, ‘tarçının
rengi’ anlamındaki oluşumlar Rusça ve
Ukraynaca koriçneviy, Belarusça karychnevy, aynı
zamanda Malta dilinde kannella dilinde karşımıza çıkar. Hepsi
kendi dillerindeki tarçın
kelimesinden türetilmiştir.
Uzak Doğu dillerindeki şekillerine bakarsak, Mandarin Çincesi zongse (棕色), palmiye ağacı rengi anlamındadır. Tayca si natal (สีน้ำตาล) şeker rengi anlamına gelmektedir. Mandarin se (色) ve Tayca si (สี) ‘rengi’ anlamındadır, aralarında bir ilişki muhtemeldir. Malay dilinde coklat Endonezyaca cokelat, yani çikolata denmektedir. Ya da bazen toprak renklerinden esinlenerek, ‘linyit taşının rengi’ anlamında bir oluşum Japonca kasshoku (褐色) kelimesinde görülür.
Bir başka esinlenme kestane rengi olmuş. Bizde de Türkçe yer yer kestane rengi kullanılır ya, aynı şekilde Portekizce castanha ve Ermenice
shaganakaguyn kelimeleri de
kestane renginden almıştır isimlerini (Bu kelimelerin Türkçe kestane ile
ilişkisi hakkında da bir girdi yazılabilir!). Benzer bir şekilde Bizans Yunancası’nda ‘tatlı kestane’ye
isim veren maraon (μάραον) kelimesi de bugün Fransızca maron, Baskça marroia, İspanyolca marron, İtalyanca marrone, Romence maro kelimlerinin köküdür.
Bazı dillerde kahverengi
kelimesinin oluşumu doğadan bir nesneden esinlenmek yerine, başka yakın
anlamdaki kelimelerden yaratılmış. Litvanca
rudas kelimesi son raddede kırmızı
anlamına gelen Proto-Hint-Avrupa
dilindeki *h₁rewdʰ- kökündendir. Bu
kök aynı zamanda örnek olarak modern İngilizce’deki
red kelimesinin nihai kaynağıdır. İrlandaca ve İskoçça donn kelimeleri Proto-Hint-Avrupa dilindeki *dusnos- kelimesinden gelmekle beraber,
günümüz İngilizcesi’nde ‘karanlık/gün
batımı’ anlamındaki dusk kelimesinin
kökdeşidir. Slovence rjav köken olarak Proto-Slav *rъďavъ
kökünden gelmekte, aşina olanlar için İngilizce
muadili ise ‘pas’ anlamındaki rust
kelimesidir.
Çekçe hnědý ve Slovakça hnedý kelimelerinde ise yine Proto-Slav kökeni vardır, kahverengi anlamına gelen *gnědъ kökünden gelir, daha derinlemesine inildiğinde bu kökün nereden geldiği biraz muğlak.
Proto-Slav demişken, Fince ruskea, Proto-Fince ruskeda’dan gelmiş. En nihayetinde Proto-Slav *rusъ ile
ilişkisi kesin değildir, ama varsa bu kök kelime Vikipedi’ye göre ‘sarışın,
açık renkli saç’ı ifade eder.
Bir sürü dilde kahverengi kelimesinin oluşumu ise Proto-Germen dilindeki brun kelimesi yoluyla. Bugün İngilizce brown, İzlandaca brunn/brunt, Norveççe, İsveççe ve Danca brun, Almanca braun, Felemekçe bruin, Letonca bruns, Macarca barna, Lehçe brazowy, Sırpça braon, Estonyaca pruun kelimeleri hep bu kökten türetilmiş. Bu arada not edilmeli ki Sırpça'nın aksine Hırvatça ve Boşnakça'da kullanılan smeđ ise başka bir kökten, Proto-Slav *smědъ kökünden gelmektedir.
Bir önceki kısımda bu Proto-Germen brun kelimesinin Proto-Hint-Avrupa
dilindeki *bʰerH- ile ilişkisi
olabileceğini öne sürmüştük. Hem kahverengi hem gri anlamına gelebilen bu
kelime, Türkçe boz kelimesiyle bir ilişkisi olabilir. Boz ayı isminde renk
kahverengi anlamında kullanılırken, bozkurt kelimesinde gri anlamındadır,
eskiden ikisi için de kullanılırmış. Hem sadece koyu renkler anlamında da
değil, bozkır kelimesinde görüldüğü üzere açık kahverengi, sararmış renkler
için de kullanılabilir.
Aşağıda kahverengi kelimelerinin Avrupa ve çevresi dillerde nasıl oluştuğu
hakkında bir görsel bulabilirsiniz.
Kaynaklar:
Akalın, Şükrü Haluk [ve diğer.] (2019). Konur. Türkçe Sözlük -11. baskı. Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Türk Dil Kurumu Yayınları.
Akalın, Şükrü Haluk [ve diğer.] (2019). Boz. Türkçe Sözlük -11. baskı. Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Türk Dil Kurumu Yayınları.
Harper, David. (2020). Brown.
Etymonline içinden. İnternet üzerinden, ilişik: https://www.etymonline.com/word/brown#etymonline_v_17171
Loretoa, Vittorio & Mukherjeeb, Animesh & Tria, Francesca. (2012). On the origin of the hierarchy of color names. Roma Üniversitesi.
Wiktionary.com

Yorumlar
Yorum Gönder