Şeker , tarihi boyunca çok sevilen, dünyanın her yerinde tüketilen ama üretildiği bazı yerlerde beraberinde zorluklar, acılar getirmiş; kendisi tatlı, tarihi acı, ‘acı-tatlı’ bir bitkidir. Ortaçağlarda Hindistan’dan Avrupa’ya getirilen, ardından Atlantik’te, ve Avrupalıların yeni dünyayı keşfiyle Karayipler’de ve Amerika’da yetiştirilmiştir. Tarihinden de görüldüğü gibi, şeker antik çağlardan itibaren bereketli Hindistan’da üretilmektedir. Doğal olarak bitkiye verilen adın, Hint dillerinden birinden bütün dünyaya yayılmış olmasına şaşırmamak gerek. Evet doğru, gerçekten de neredeyse bütün dünya dillerine bir dilden geçmiştir şeker kelimesi. Aradığımız dil, zengin olduğu kadar köklü bir dil olan Sanskritçe’dir. Bu sefer önce kök dildeki şekline bakalım, ve ardından yayılışını takip edelim. Sanskritçe’de kök kelime शर्कर śarkara olarak karşımıza çıkıyor. śarkara kelimesi, “çakıl, küçük taş” demek. Bu kelimeden türetilen śarkarala kelimesi ise “çakıllı kum, ka...
Yabancı kelimelerin karşılıklarına karıştığımız bir Türkçesi Var Mı köşemize daha hoşgeldiniz! Bazı yabancı kelimeler dilimizle etkileşime geçtiği zaman, karşılığını bulmak için halkımız benzeri nadir görülen bir yaratıcılığa koyulur. Take-away tabiri günümüzde bu biçimde bir yaratıcılıkla karşı karşıya. Tabirin çevirileri o kadar yaygın ki, belki bazı okuyucularımız İngilizce tabiri hiç duymamış olabilirler. Take-away , hızlı servis sektöründeki bazı müesseselerin oturmalı yerine müşterilerine ellerine aldıkları ürünlere kullanılır. Bir Türkçe karşılığını vererek kolayca anlayabiliriz: al-götür . Bir kahvehane, oturup kahve içme hizmeti sunarken, yeni tarz bir kahveci sadece ele almalık kahve, yani take-away ya da al-götür hizmetleri sunabilir. Tarihinde de tabirin bazı uluslararası büyük kahve zincirleri tarafından yaygınlaştırıldığını görüyoruz. Tabi ki Türkçe eşdeğer ta...